Daha önceki yazımızda, Mithradates VI. Eupator’ın hayatına, doğumundan itibaren yaşantısına, devlet yönetimine, bölgesel güçlere karşı mücadelesi ve özellikle de Roma imparatorluğu ile girişmiş olduğu uzun ve zorlu mücadelesi ele alınmıştı. Kral, kendi emsalindeki rakipleriyle çoğunlukla savaş meydanlarında göğüs göğüse savaşlarda kudretli zaferler kazanmıştır. Güçlü düşmanlarına karşı zaman zaman başarılı ittifaklar yaparak çok iyi diplomatik yollar izleyerek başarılı olmuştur. Savaşmaktan başka seçenekler kalmadığı anlarda da ilmi siyaseti elden bırakmayacak şekilde cesurca savaşmıştır.
Kendi döneminde Anadolu’nun küçük devletçiklerden oluşan siyasi haritası düşünüldüğünde profesyonel bir devletten söz etmek mümkün değildi. Coğrafi olarak sosyolojik açıdan aynı dili konuşan ve aynı kültürü yaşayan insanların yaşadığı ve bu açıdan konuşlanmış bir nevi şehir devletleri olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda Anadolu şehir devletleri kendilerine göreceli olarak benzer güçte ve benzer ekonomik refaha sahip olan şehir devletleriyle komşuluk ilişkileri içerisinde yaşıyordu.
Burada ele alacağımız husus ise Pontus kralı Mithradates’in devlet yönetimi ve özellikle de Anadolu’daki hakimiyet alanını genişletirken izlemiş olduğu yollar. Bu noktada kendisinin kullanmış olduğu yöntemler günümüzde bir takım kişilik bozukluklara işaret etmesi ve bu alanda bazı psikolojik kuramcıların özellikle kendisine karşın özel pasajlara yer vermesi. Kralın davranışları ve yöntemleri kaynağını psikolojik bir takım bozukluklarından mı? Yoksa kaynağı doğal sürecin bir parçası mı? Kendi döneminin gerekliliği mi? vs. Bu yazıda bu gibi sorulara yanıt aranacaktır. Basitçe yapılacak olan kişilik tahlili neticesinde ancak Kral daha objektif ve ön yargısız değerlendirilebilir.
Efsanevi Kahraman Modeli
Avusturyalı ünlü Psikolog Otto Rank, psikanalist kuramcı psikoloğun ortaya atmış olduğu, İngiliz Lord Fitzroy Raglan “Kahramanlara Dair Beklentiler” olarak geliştirmiş olduğu bir nevi kişilik tahlil aracı Kral üzerinde uygulanmıştır. Mithradates Eupator Raglan’nın Efsanevi Kahramanlara dair beklentileri karşılamaktadır.
Otto Rank modellemesi:
· Doğumu
çevreleyen kehanetler
· Tanrısal
soylu veya krallık hanedanı soyuna mensup olan ebeveynler
· Terk
edilme, başkasına verilme veya ayrılma
· Üvey
aile tarafından kurtarılma veya yetiştirilme
· Ata
topraklarına geri dönme ve rüştünü ispat etme
· Kan bağı hakkı olarak idareyi talep etme ve böylelikle şeref kazanma
Otto Rank, Lord Fitzroy
Raglan ve Dunder’in modellemeleri ortak bir adaptasyondan geçirildikten sonra
birbirlerinin örtüşen sorularını da içerisine alabilecek bir şekilde yeni bir
format hazırlandı. Buna göre;
1. Prenses
bir anne: Mithradates’in annesi Kraliçe Laodike, Seleukos hanedanına mensuptur.
2. Kral
Baba: Babası kral V. Mithradates Euergenes’tir.
3. Aile
içerisindeki ebeveynler arasında akrabalıklar veya karmaşık ilişkiler: Anne ve
babası uzak akrabadır. Her iki ailede Makedonya ve Pers soy ailelerine
dayanıyordu. Karmaşık İlişkiler:
Laodike kocası V. Mithradates Euergenes’in öldürülmesinin bir parçası olmakla
suçlanmıştı.
4. Doğum
öncesi olağan üstü doğa olayları ve olaylar: M.Ö. 135 tarihinde görülen çok
nadir kuyruklu yıldız. Buna göre Mithradates’in anne rahmine düşmesiyle
gerçekleştiği düşünülüyordu.
5. Tanrıların
gönderdiği kişi olma veya Tanrıların oğlu olma: Hanedanda bolca bulunan
Mithradates’in adı “Mithras tarafından gönderilmiş” anlamına gelmektedir.
Hükmetme idare etme yetkisi ona Mithras tarafından verilmiş. Eski Pers
inanışında kral, güneş tanrısının soyundan gelen kutsal biriydi. Mithradates’in
doğumu Doğu’dan gelecek olan bir kurtarıcı kralı müjdeleyen kehanetleri yerine
getiriyordu. Böylelikle Mithradates yarı tanrı Herakles ve Dionysos ile
mukayese ediliyordu. Ayrıca Büyük İskender’in soyundan geldiği iddia
ediliyordu. Mithradates tebası tarafından tanrı olarak selamlanırdı.
6. Çoğu
zaman akrabalar tarafından, kahramanı çocukken öldürme girişimleri: Mithradates
gençken düşmanları öldürme teşebbüsü olmuştu hatta annesinin onu zehirleme
girişiminden dolayı bir süre şüpheli durumdaydı.
7. Sürgün,
Terk ve Erken ölümden kurtulma: Kral Mithradates bebekken yıldırım çarpmasından
sapsağlam kurtuldu. Çocukken babası öldürüldü ve kendi annesi gibi bir sorunlu
birini göğüslemek zorunda kaldı. Gençlik yıllarında 7 yıl boyunca ortadan
kaybolarak yine erken bir ölümden kurtulmuş oldu. İktidarının ilk yıllarında da
kız kardeşinin zehirleme girişiminden kurtuldu.
8. Uzak
ülkelerde kırsalda insanlarla yaşama ve vahşi hayvan hayvanlarla yaşama:
Mithradates kırsalda çoğu zaman avlanarak ve geçimini de çiftçilik yaparak ve
dağ halklarıyla etkileşim kurarak gücünü arttırdı.
9. Çok
az bilinen çocukluğu: Kralın çocukluğuna dair detaylar çok sınırlıdır, gençlik
dönemlerine dair bilinen ise muhtemelen güçlenmek için kırsalda yaşadığıdır.
10. Yetişkin
olduktan sonra krallığa dönüş: Yedi yıllık bir sürenin ardından müstakbel kral
Pontos’a geri döndü. Gençken kaybetmiş olduğu krallığı geri aldı.
11. Güçlü
düşmanlara karşı zaferler: Mithradates öncelikle saraydaki düşmanlarını,
rakiplerini ve annesini öncelikle ortadan kaldırdı. Birçok zaferi olmasına
rağmen Romalılara karşı kazandığı zaferler ortadadır.
12. Selefi
veya düşmanının kızı olan bir prenses ile evlenme: Mithradates kız kardeşi
Laodike ile evlendi. Selefi-babası, Düşmanı-annesi.
13. Kral
olarak tanınması: Mithradates Pontos’ta kral olarak selamlandı, Kralların Kralı
ünvanıyla selamlandı.
14. Bir
süre huzurlı geçen krallık: Kralın tahta çıktığı ilk 10 yıl sorunsuz geçti.
15. Yeni
kanunlar çıkardı ve yeni bir dünya düzeni kurması: Kölelerin azat edilmesi,
borçların silinmesi vs. gibi yeni kanunlar çıkardı. Roma imparatorluğuna karşı
ise alternatif yeni bir dünya düzeni olarak Yeni Karadeniz İmparatorluğu
fikrini ortaya attı ve bunun için mücadele etti.
16. Tebasının
veya Tanrıların gözünden düşmesi: Roma ile yapılan çetin mücadeleler sonucunda
Tanrıların hoşuna gitmeyecek olan alametlerin ortaya çıkması. Bunun üzerine
müttefiklerinin kendisini terk etmesi. Verilen ağır kayıplar ve böylece
fakirleşen halkı kendisinin egemenliğine öfke duymaya, başlamasıyla en sonunda
bir isyanla tahttan indirilmesi.
17. Tahttan
ve ülkeden sürgünü: Pompeis ve Lucullus, Kralı Pontos ve Pergamon tahtlarından
kovarak sürgüne yolladı. Önce Ermenistan (Armenia) ve daha sonra Kırım’da yer
Bosporos krallığına kaçmasına neden oldular.
18. Gizemli
ve sıradışı ölüm: Görkemli kralın ölümü şiddet dolu, gizemli ve sıra dışıydı.
Bir kalede kapana kısılan kral zehir içse de bu pek de etkili olmadı ve
muhafızının eliyle öldürüldü. Oğlunun askerleri tarafından öldürüldüğü de
rivayet edilir.
19. Yüksek
hakim bir yerde ölüm: Kudretli günler geçirmiş olan kral Pantikapaion şehrinin
üzerinde Mithradates dağında bulunan kalesinin yüksek bir kulesinde öldürüldü.
20. Çocukları
varisi olarak tahta geçmedi: Mithradates çocuklarını bir şekilde taht rakibi
olmaktan oyun dışına çıkardı, kimisini ise öldürttü. Hayattaki tek varisi olan
oğlu Pharnakes ise hiçbir zaman Pontos krallığının müstakil bir kralı olamadı
çünkü Roma’nın vasalı olarak yaşadı. Pharnakes’te daha sonraki zamanlarda
Julius Caesar tarafından ağır bir bozguna uğradı ve akıbeti ölüm oldu.
21. Naaşın
alışılmadık yöntemlerle gömülmesi ve meçhul bırakılması: Mithradates elem ve
acı verici bir ölümü tatmıştı. Her ne kadar kötü mumyalama yapıldığı söylense
de kral öldürülürken tanınmayacak bir fiziki forma sokulmuştu. Kralın cesedi
Magnus Pompeius’a teslim edilmek üzere Karadeniz üzerinden gönderildi. Yüzünün
tanınmayacak bir halde olması kralın ölüp ölmediği şüphelerini de beraberinde
getirdi. Pompeius elindeki cesedin Mithradates olup olmadığından emin olamasa
da görkemli bir cenaze töreni düzenlendi. Mezarının ise nerede olduğu
bilinmiyor.
22. Birden
fazla mezarın olması: Pompesius bir zamanlar rakibi olan kralı aile mezarlığına
gömdü. Ancak mezarın Sinop’ta mı Amasya’da mı olduğu halen
tartışılagelmektedir.
23. Gelecekteki yüceliklerini müjdeleyen kehanetler: Birçok kehanet Mithradates’in doğumunu, krallığını ve görkemli kaderini çok önceden haber vermişti.
Kişilik Bozukluğu
Zehir, Yunanistan ve Roma’da kadınların, Pers ve geleneklerini benimsemiş korkak barbarların en gözde silahı olarak kabul edilirdi. Günümüzde ise aç gözlüklülerin, zayıfların, baskı altında kalan insanların, alçakların ve psikopatların vb. cinayet yöntemidir. Bu noktada Mithradates’in ailesi yani haremini zehirleyen kralı olağan şüpheli durumuna düşürmektedir. Mithradates’in dünyasında tahta geçmek bu makamda kalabilmek gibi zorluklar ve kendi dönemi coğrafyası göz önüne alındığında suikast cinayet yöntemleri uzmanlaşılmış bir alan olduğu görülebilir.
Tarihi şahsiyetleri günümüz kişilik envanterlerine tabi tutmak ne kadar doğru olduğu tartışmalı bir husus olsa da bir şablon oluşturmak adına faydalı olabilir. Danimarkalı tarihçi T. Bekker-Nielsen 2004 yılında kralın akıl sağlığının incelenmesine bizatihi ön ayak olmuştur. Mithradates’in devlet yönetimi, çelişkileri, duyguları ve daha birçok yönü ele alındıktan sonra mevcut psikiyatrik geçmişine yönelik kişilik bozukluğuna dair maddelerden birçok sonuç elde edilebilir. Burada günümüz psikoloji bilimine göre psikopatlar zeki ve kıvrak bir zekaya sahiptir, derin duygular ve empati yeteneğinden uzak, fiziki olarak çekici ve güçlü yapısı vardır. Yalanı bir silah olarak kullanan ve kendi çıkarları için başkalarını kolaylıkla kullanır, birçoğu da şiddete meyilli kimselerdir. Bu bağlamda T. Bekker-Nielsen kişilik bozukluğu ve psikopatlığı aynı kefeye koyaraktan, Mithradates kişilik tanımlaması yapmaya koyulur.
Borderline kişilik bozukluğu yaşayan bir kişi başkaca belirtilerin yanı sıra marjinal ruh hali ve bir takım çalkantılar, istikrarsız bir benlik ve kırılgan duygusal öz savunma gibi bir çok konudan yana başı derttedir. Nielsen’e göre Mithradates bir sosyopat olarak değerlendirilebilir. Suç işleme potansiyeline haiz ancak üyesi olduğu toplumun değer yargılarına göre güçlü bir doğru-yanlış algısına sahiptir.
1980’li yıllarda Psikolog Robert Hare, Standart Gözden Geçirilmiş Psikopati Kontrol Listesi (pcl-R)’ni yeniden elden geçirerek geliştirdi. Bu listede 20 kriter-özellik bulunur, en yüksek puan ise 40’tır. Genel nüfus ise %5’in altında yer alır. Burada ele alınacak hususlar ise bu testin Mithradates’e uygulanması suretiyle olacaktır.
1. Akıcı
konuşan, yüzeysel, zeki, açık: Mithradates çok fazlaca zeki biri, iyi bir hatip
ve ikna edici bir kararlılığa sahipti. Kendisine dair birçok kaynakta da belirtildiği
üzere cazibesi yüzeysel değildi, o gerçek manada cana yakın bir kişiliğe
sahipti bunda uzun süre dışarda yaşayıp sosyal becerilerine borçluydu.
2. Fazlaca
yüksek öz saygı, narsizm: Kral, abartılı jestleri sever, abartılı nümayişlere
oldukça yatkın bir yapısı vardı. Parlak bir soy ağacına sahip, ihtiraslı,
popüler, tanrısal bir saygı görür ve güçlü kehanetlerle çepeçevre sarılıydı.
Kişiliği gerçekçi ve esnek, zorluklara karşı hızlıca aksiyon alabilen biri
hatta gerekirse sıradan biri gerekirse de sıradan bir asker ile denk olabilecek
bir yapıya sahipti.
3. Erken
davranış sorunları: Gençliğinde zehirlerle çok fazla içli dışlı olmuş bunun
üzerine çok fazla deneyler yapmış sonrasında ise tehlikede olduğunu kavrayıp
krallıktan kaçmıştı. Kralın oldukça kötü bir aile ilişkileri yumağı vardı. Bu
davranışları esasında kendisini öldürmeye teşebbüs eden veya bunun için çaba
sarf eden muhafızları için alınmış anlamlı ve mantıklı bir seçenekti.
4. Merhamet,
suçluluk, pişmanlık noksanlığı: Tarihi belgeler kralın merhametsiz biri
olmadığına işaret etmektedir. Hakkaniyet kavramının önemini çok iyi bilen
biriydi. Bazen kendisine karşı hatalı davranışları şiddetle cezalandırmak
yerine affetmiştir.
5. Empati
eksikliği, duyarsızlık, soğukkanlı şiddet: Anadolu’da güçlü bir egemenlik
sahasına sahip olan Roma devletine karşı girişmiş olduğu askeri girişimlerde
çok büyük bir acımasızlık göstermiş, hem de büyük bir soğukkanlılıkla. Güçlü,
zengin ve sistemli bir Roma’ya karşı veya başkaca düşmanlarına karşı yapmış
olduğu kanlı eylemlerinin bazıları baskı altında alınmış olsa da vermiş olduğu
kanlı suikast emirleri ise intikam eylemlerindendir. Bunlara mukabil, maddede
belirtildiği üzere kendi çıkarına olmasa bile birçok kez şefkat ve merhamet
duyguları gösterebilen biri olduğunu gösterir.
6. Çıkarcı,
hilekâr, yalancı: Kral başkalarını, kendi çıkarları için rahatlıkla
kullanabilir, tehdit edebilir bunları diplomasinin bir aracı olarak
kullanıyordu. Kralı daha iyi anlayabilmek için düşmanlarının gözünden
değerlendirildiğinde dahi kral yalancı veya hilekar olarak tanımlanmıyordu.
Genel olarak dürüst özelliklere sahip bir yapısı vardı. Savaş hileleri
konusunda kesinlikle uzmandır.
7. Eylemlerinden
dolayı sorumluluk almayı reddetme, güvenilir olmama: Kralların genelde girmiş
oldukları paranoya krizlerinde olduğu gibi Mithradates ihanetten şüphelenirken
veya suçlamalar yöneltmede aceleci davranması savunma refleksi bakımından makul
bir durumdu. Sadakati ödüllendirir, güvenilir bir dost ve iyi bir arkadaştır.
Pers devlet yönetimi eğitimlerinden almış olduğu terbiye gereği olarak vermiş
olduğu kararların sorumluluğunu alırdı.
8. Gelişigüzel
cinsel hayat: Mithradates cinsel açıdan aktif biriydi. Birçok kadından olma çok
sayıda çocuğu vardı. Bu dönemde Yunan-Pers kraliyet ailelerinde haremler
bulunur ve çok sayıda çocuk ise başlıca gerekliliklerden biriydi.
9. Bağımlı
yaşam tarzı, asalaklık: Kral oldukça zengin biriydi ve soylu bir krala
yaraşacak düzeyde cömertti. Hiçbir zaman tembel bir yapıya sahip olmamıştı ve
hiçbir zaman asalaklık özellikleri taşımamıştı. Dinamik, çalışkan ve çok
yetenekli biri olarak her zaman takdir edilmişti.
10. Çabuk
sıkılma, fevri davranış, uyarılma ihtiyacı duyma: Oldukça zeki ve yaratıcı
fikirlere sahip olan kral, muhtemelen sürekli teşvike ihtiyaç duyurdu, belki de
motivasyonun kaynağı asil bir soy, güçlü rakipler ve egemenlik alanını
genişletmekti. Toksikoloji, botanik, değerli taşlar, sanat, edebiyat, müzik ve
mühendislik-marangozluk gibi alanlara ilgili ve bunlara hususi önem gösterirdi.
Çabuk öfkelenmesine dair tarihi kayıtlar mevcut olsa da kralın genel olarak
itidalli, ihtiyatlı ve sabırlı biri olduğu bilinir. Kendi döneminde cesaret ve
kriz anında gerekli kararları alabilmek büyük bir değerdi, Kral ise bu yetileri
fazlasıyla taşıyacak biriydi.
11. Uzun vadeli ve gerçekçi planlar yapmada
yetersizlik: Kral iktidarı boyunca kendisinin ve yanındakilerinin gerçekçi
olduğuna inandığı hedefler peşinde mücadele etmiştir. Kudretli kral karşılaşmış
olduğu problemleri kendi dönemine göre oldukça inovatif çözümler üretebilmiş ve
buna göre stratejiler geliştirebilmiştir. Düşmanlarını ise küçümsemeye yatkın
bir yönü olsa da bu kendi dönemi için bütün kralların karakteristiğiydi.
12. Pervasızlık,
sığ duygular, kaygı ve depresyon eksikliği: Mithradates oldukça cesur biriydi
ancak tamamen de korkusuz değildi veya gerçekçiydi de diyebiliriz. Olumlu veya
olumsuz güçlü duyguları vardı; aşk, ihtiras, nefret, cömertlik, mizah, kaygı,
intikam, korku, kader, depresyon ve sadakat gibi.
13. Sanatı
ve müziği takdir etme: Tarihi kaynaklardaki ilgili bilgilerin tamamının
üzerinde mutabık kaldığı noktalardan biri de Mithradates’in, tiyatro, edebiyat,
müzik ve sanatsal hususlara karşı özel bir ilgisi olduğudur.
14. Uzun süreli ilişkiler ve bağlılık kurmada başarısızlık: Becker-Nielsen’e göre Mithradates akraba krallar da dahil olmak üzere uzun ve kalıcı ittifaklar kurmakta başarılı olduğu söylenemez. Bunda kendini döneminin dinamik yapısı ve çok hızlı yaşanan siyasi değişimler ve güç dengelerinin çok kısa sürede değişmesi de neden olmuş olabilir. Çünkü kralın siyasi konularda ilmi siyaset duyarlılığı taşıdığını biliyoruz. Uzun süre tahtta kalan kral çok fazla acımasızlık ve şiddet dolu günler yaşadı. Düşmanlarının ve yakınındaki insanların türlü komplo ve ihanetlerine maruz kaldı. Bunlara rağmen Dorylaios başta olmak üzere askerleri, çocukluk arkadaşları ve bir kısım sevdiği kadınlarla uzun süreli ilişkiler kurmayı başarabilmiştir.
Mithradates VI Eupator’a yüksek bir değer biçme hususunda puanı çok yüksektir. Davranışları çoğu zaman acımasız ve intikamcı veya kindar bir yapıdadır. Yine de onu bir psikopat olarak göstermek doğru bir saptama değildir. Bekker-Nielsen’inde belirtmiş olduğu üzere “karizmatik ve sarsılmaz bir iradeye sahip olmak ahlaki veya kişilik bozukluğu göstergesi değildir. Aynı zamanda kardeş katli, acımasızlık vs. prestijli olmak ve düzensiz cinsel partnerler arasındaki ilişki” onun çevresinde, yaşadığı dönemde yaygın ve normal davranışlardan biriydi. Ayrıca hayatta kalmak için oldukça gerekli bir durumdu. Pcl-R testinden alınan düşük puanlama melek olmak veya çok sağlam bir iradeye sahip olmanın ispatı değildir. Çünkü insan Pcl-R testinden olumlu sonuçlar alsa da veya başka bir deyişle insanın kötü şeyler yapabilmesi için mutlak psikopat olmasına gerek yoktur. Ancak kral Mithradates’in koşulları göz önüne alındığı takdirde görülecek olan husus kralın davranışları salt kendisini ve devletini güçlü kılma veya ayakta kalabilmek adınadır.
Günümüzde psikopatlar ve sosyopatlarla ilintilenen bir takım özellikler “yüzeysel çekicilik, acımasızca saldırganlık, duyarsızlık, hile vs.” günümüz siyasette, sporda, iş hayatında, ağır disiplin gerektiren askerlik hizmetlerinde vs. yani çok değer verilen veya önem atfedilen davranış biçimlerini yansıttığını ve bunların “çok başarılı” sosyopatlar ve psikopatlar tanımlamalarının yapılmasına neden olmuştur. Bu tanım sosyopat ve antisosyal yetileri sayesinde hayatta kalmayı başaran ayrıca başarılarını çoğunlukla bu şekilde taçlandıran Mithradates için de uygun olabilir. Kral ayrıca günümüzdeki başarılı girişimcilerde olduğu gibi başarı şansı az olsa da işe girişme, tehlikeleri göğüsleme, yüksek riskler alabilme, yenilgi karşısındaki yüksek direnç ve her tür engele karşı sarsılmaz bir biçimde kendine güven duyma gibi özellikleri mevcuttur.
Mithradates VI. Eupator Dionysos’un yaşadığı dönemde Roma imparatorluğu hızla sınırlarını büyütüyordu. Daha önce Anadoluda bölgesel müstakil devletler huzur içerisinde yaşamına devam ederken güçlü aktör olan Roma geldiğinde bu huzurun bedeli ya vasal krallık olmak veya savaşıp yok olmaktı. İşte Mithradates böylesi bir dönemde krallığa oturmuştu. Krallığının ilk dönemlerinde Roma ile yapıcı ve makul bir diplomasi yürütmeyi itina ile sürdürmüştür. Ne var ki Roma gücün vermiş olduğu şımarıklıkla Anadolu devletleri arasındaki hassas dengeyi sürekli bozmuştur. (World Arkeoloji)
Mithradates Roma ile sürdürülen diplomasinin artık kendisini yok edeceğini ön görmesiyle beraber Roma ile çok zor ve çetin bir mücadeleye girişmiştir. Bu mücadele Kartaca ve Roma arasındaki mücadele kadar güç dengelerinin kısmen aynı olduğu bir mücadele değildir. Pontos küçük bir devlettir ve Anadolu’daki bütün devletler birer küçük devlettir. Roma kadar güçlü, gelişkin, zengin ve kurumsal bir kimliğe sahip değildir. İşte bu şartlar altında Mithradates Roma ile ölümcül ve bir o kadar onurlu bir mücadele içerisine girmiştir. Roma’nın orantısız gücüne karşılık yaşama dürtüsüyle hareketle Mithradates orantısız yöntemlere veya savaş hukukunun dışına çıktığı anlar kuşkusuz olmuştur. Ancak yaşama içgüdüsü insan tabiatının en güçlü dürtülerinden biri olduğu su götürmez bir gerçektir.
Destansı kralı barbarlık
veya kişilik bozukluğu örüntüleriyle beraber değerlendiren kendi dönem
paydaşları ve günümüz tarihçilerinin meseleye daha objektif yaklaşabilmesi için
bahse konu testlerin maddeleri olduğu gibi aktarılmıştır.
Burada takdir
okuyucularındır.
Ark.
M.Yıldız
![]() |
Mithradates Stratonike'ye Aşık Oldu. Louis Jean François Lagrenée 1725-1805 |
Kaynakça:
Rank, O., Raglan, F.R.S.,Dundes, A., In Quest Of The
Hero, Princeton Universty Press,
Mayor, A., The Poison King: The Life and Legend Of
Mithradates, Rome’s Deadliest Enemy, Princeton, PUP
Duggan, A., He Diesd Old: Mithradates Eupator, King Of
Pontus, 1958
Ford, M.C., The Last King: Rome’s Greatest Enemy,
Thomas Dunne Books, Newyork
Madsen, J.M., Mithradates VI: Rome’s Perfect Enemy In
Proceedings Of The Danish Institute İn Athens, Vol6, 2010
Ballesteros P. L., Mitridates Eupator, Rey Del Ponto,
Granada: Servicio de Publicaciones De La Universidad, Granada
Aslan, M., Mithradates VI Eupator: Roma’nın Büyük
Düşmanı, Odin Yayınevi, 2007
Hojte, J.M., Mithridates VI. And The Pontic Kindom,
Aarhus universty Press, 2009

Hiç yorum yok: